Terk suçunda (TCK m. 97), sanığın, terk ettiği bebeğin bulunması için üzerine 'çocuk yuvasına götürülmesi rica olunur' şeklinde bir not bırakması ve uzaktan bebeğin güvenli bir şekilde alınmasını gözetlemesi, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin K. 2015/33095 sayılı kararında neden 'kendi haline terk' olarak kabul edilmemiştir?
Bu eylemin 'kendi haline terk' olarak kabul edilmemesinin nedeni, failin davranışlarının, mağduru korumasız ve tehlikeli bir duruma sokmak yerine, onun güvenliğinin sağlanmasına yönelik aktif çabalar içermesidir. Terk suçunun maddi unsuru, mağdurun her türlü koruma ve gözetimden yoksun bırakılmasıdır. Karardaki olayda fail, şu eylemleriyle bu unsuru ortadan kaldırmıştır: 1) Not Bırakma: 'Çocuk yuvasına götürülmesi' şeklindeki not, bebeğin tesadüfen değil, yetkili bir kuruma ulaştırılması amacını taşımaktadır. Bu, bebeğin kaderine terk edilmediğini, aksine bir çözüm arandığını gösterir. 2) Bırakıldığı Yer: Bebeğin, işlek bir cadde üzerinde, insanların kolayca görebileceği bir yere bırakılması, bulunma ihtimalini artırmaya yöneliktir. Issız bir yere bırakılmamıştır. 3) Uzaktan Gözetleme: Failin, bebek başkası tarafından güvenli bir şekilde alınıncaya kadar onu uzaktan gözetlemesi, terk etme kastının olmadığını, aksine bebeğin güvenliğinden emin olma çabasını göstermektedir. Bu eylemler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, failin mağduru tehlikeli bir duruma sokma değil, onun bir başkası veya kurum tarafından himaye edilmesini sağlama amacı güttüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle 'kendi haline terk' unsuru oluşmamıştır (barandogan.av.tr - Terk Suçu).