5271 sayılı CMK'nın 277. maddesi, istinaf dilekçesinin bir örneğinin karşı tarafa tebliğ edilmesini ve cevap hakkı tanınmasını düzenlemektedir. Bu hüküm, Anayasa Mahkemesi'nin E. 2022/144 sayılı kararında iptal edilen 'istinaf süresinin tefhimden başlaması' sorununa bir çözüm getirir mi? Neden?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95073

Hayır, bu hüküm söz konusu soruna bir çözüm getirmez. CMK m. 277'de düzenlenen tebliğ ve cevap hakkı, istinaf başvurusunun 'yapılmasından sonraki' bir aşamayı düzenler. Yani, bu hakların kullanılabilmesi için öncelikle geçerli bir istinaf başvurusunun yapılmış olması gerekir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararına konu olan sorun ise, bu başvurunun 'nasıl ve hangi koşullarda yapılacağı' ile ilgilidir. Sorun, gerekçeli kararı bilmeyen bir tarafın, anlamlı bir istinaf başvurusu yapmaya zorlanması ve bunun için sürenin tefhimle başlatılmasıdır. CMK m. 277, bu başlangıç aşamasındaki hukuka aykırılığı gidermez. Aksine, o aşama geçildikten sonra, yapılan başvuruya karşı diğer tarafın haklarını güvence altına alır. Bir tarafın gerekçesiz 'süre tutum' dilekçesinin diğer tarafa tebliğ edilmesi, ilk başvuranın gerekçeli itiraz hakkını etkin bir şekilde kullanmasını sağlamaz. Bu nedenle, CMK m. 277, AYM'nin işaret ettiği temel sorunu, yani başvurunun başlangıcındaki adil olmayan durumu düzeltici bir mekanizma değildir (AYM, E. 2022/144, K. 2023/137).