Bir sözleşmenin hem eser hem de satış sözleşmesi unsurlarını bir arada barındırması (karma sözleşme) durumunda, uyuşmazlığın çözümünde hangi sözleşmeye ilişkin hükümlerin uygulanacağına nasıl karar verilir? 'Karma sözleşme teorileri'nden 'kıyas teorisi' bu duruma nasıl bir çözüm önerir?
Karma sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların çözümünde hangi hükümlerin uygulanacağı doktrinde tartışmalıdır. Başlıca teoriler şunlardır: Yaratma (ihdas) teorisi, kendine özgü yeni kurallar yaratılmasını; soğurma (emme) teorisi, baskın olan edimin ait olduğu sözleşme hükümlerinin uygulanmasını; birleştirme (kombinasyon) teorisi, her bir edime kendi sözleşme tipinin kurallarının uygulanmasını savunur. Metinlerde doğrudan adı geçmese de, Yargıtay'ın klimanın satışı ve montajı (HGK-K.2019/143) gibi davalardaki yaklaşımı 'soğurma teorisi'ne yakındır. Mahkeme, 'ağırlıklı edimin' satış olduğunu belirleyerek satış hükümlerini uygulamıştır. 'Kıyas teorisi' ise, kanunda düzenlenmemiş olan bu karma sözleşme türü için, uyuşmazlığın niteliğine en uygun düşen kanun hükümlerinin kıyasen (örnekseme yoluyla) uygulanmasını önerir. Örneğin, uyuşmazlık eserin yapımındaki bir hatadan kaynaklanıyorsa eser sözleşmesi hükümlerinin, malın mülkiyetinin devrindeki bir sorundan kaynaklanıyorsa satış sözleşmesi hükümlerinin kıyasen uygulanması gerektiğini savunur. Bu teori, hakime somut olayın adaletine en uygun çözümü bulma konusunda daha fazla esneklik tanır.