Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2015/3136 sayılı kararında, kamu kurumlarında çalışan ve ücreti toplu iş sözleşmesiyle belirlenen bir işçinin alacaklarının 'belirlenebilir' durumda olduğu kabul edilmektedir. Buna rağmen, aynı işçinin açtığı davada 'fazla çalışma ücreti' alacağının belirsiz alacak davasına konu olabilmesinin gerekçesi ne olabilir?
Bunun gerekçesi, fazla çalışma alacağının hesabının, sadece temel ücrete değil, aynı zamanda ispatı gereken ve miktarı başlangıçta belirsiz olan başka bir unsura, yani 'fiilen yapılan fazla çalışma süresine' bağlı olmasıdır. İşçinin temel ücreti ve çalışma süresi kayıtlarda belirli olsa bile, ne kadar süreyle fazla çalışma yaptığı genellikle tartışmalıdır ve yargılama sırasında tanık beyanları, puantaj kayıtları gibi delillerle ispatlanması gerekir. İşçi, dava açarken bu süreyi tam ve kesin olarak bilemeyebilir. Ayrıca, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, tanıkla ispatlanan fazla çalışma alacaklarından 'hakkaniyet indirimi' veya 'takdiri indirim' adı altında bir indirim yapılmaktadır. Bu indirimin oranı (%20-30 gibi) hakimin takdirine bağlıdır. Davacı, dava açarken hakimin ne kadar indirim yapacağını bilemeyeceği için, alacağının net miktarını da kesin olarak belirleyemez. İşte bu iki nedenle (fiili sürenin ispat zorunluluğu ve takdiri indirim), temel ücret belirli olsa dahi fazla çalışma ücreti alacağı 'belirsiz' kabul edilir ve belirsiz alacak davasına konu olabilir (Yargıtay HGK, E. 2015/3136, K. 2018/347).