5271 sayılı CMK m. 273/4, sanık ve katılanın istinaf dilekçesinde 'başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi'nin inceleme yapılmasına engel olmayacağını belirtirken, m. 273/5 Cumhuriyet savcısının 'istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermesini' zorunlu kılmaktadır. Bu farklı düzenlemenin temelindeki ilke nedir ve neden böyle bir ayrım yapılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95061

Bu farklı düzenlemenin temelinde 'silahların eşitliği' ilkesinin sanık lehine yorumlanması ve sanığın savunma hakkının korunması yatmaktadır. Ceza muhakemesinde, devleti temsil eden ve profesyonel bir hukukçu olan Cumhuriyet savcısı ile genellikle hukuki bilgisi sınırlı olan sanık arasında doğal bir güç dengesizliği vardır. Kanun koyucu, bu dengesizliği gidermek için sanık lehine bazı usuli kolaylıklar tanımıştır. Sanık veya katılanın, gerekçe göstermeden, sadece 'hükmü istinaf ediyorum' demesi bile geçerli bir başvuru sayılır. Bu, onların hukuki bilgi eksikliği nedeniyle hak kaybına uğramasını önlemeyi amaçlar. Bölge Adliye Mahkemesi, gerekçe olmasa bile dosyayı hem maddi hem de hukuki yönden re'sen inceler. Cumhuriyet savcısı ise, kamusal iddia makamını temsil eden bir profesyonel olduğu için, hangi hukuki veya maddi nedene dayanarak hükmün bozulmasını istediğini gerekçeleriyle açıklamakla yükümlü tutulmuştur. Bu, hem yargılamanın ciddiyetini sağlamak hem de karşı tarafa (sanığa) neye karşı savunma yapacağını bildirmek amacını taşır. Bu ayrım, savunma hakkına tanınan bir önceliktir (AYM, E. 2022/144, K. 2023/137, § 26).