Anayasa Mahkemesi'nin Süleyman Arslan başvurusunda, derece mahkemelerinin, başvurucunun terör örgütleriyle bağlantısına dair istihbari bilgiyi, başvurucunun 'yerleştirildiği kurumu ve alacağı görevi' göz önünde bulundurarak değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu 'görevle bağlantı' kriterinin, güvenlik soruşturmasına dayalı işlemlerdeki önemi nedir?
Bu 'görevle bağlantı' kriteri, güvenlik soruşturmasına dayalı işlemlerin 'ölçülülük' ilkesine uygun olup olmadığının denetiminde kritik bir öneme sahiptir. Güvenlik soruşturmasında elde edilen her türlü olumsuz bilgi, otomatik olarak kişinin kamu hizmetinden men edilmesi sonucunu doğurmamalıdır. İdare ve mahkemeler, elde edilen bilginin niteliği ile kişinin atanacağı görevin niteliği arasında makul bir bağ kurmak zorundadır. Örneğin, hakkında 'mali usulsüzlük' yaptığına dair bir istihbari bilgi bulunan bir kişinin, yüksek düzeyde mali sorumluluk gerektiren bir veznedarlık veya saymanlık görevine atanmaması ölçülü olabilir. Ancak aynı kişinin, mali yetkisi olmayan bir bahçıvanlık veya temizlik görevine atanmasının engellenmesi, bu kriter açısından ölçüsüz bir müdahale olabilir. Süleyman Arslan kararında AYM, mahkemenin, iddia edilen 'kurye/işbirlikçilik' faaliyetinin, başvurucunun Devlet Su İşleri'nde yürüteceği eski hükümlü kadrosundaki işi neden ve nasıl olumsuz etkileyeceğine dair hiçbir değerlendirme yapmamasını, gerekçeli karar hakkının ihlali olarak görmüştür. Bu kriter, idarenin keyfi ve orantısız kararlar vermesini önlemeyi amaçlayan önemli bir güvencedir (Süleyman Arslan Başvurusu, § 36).