TCK m. 289'daki muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, suçun maddi konusu 'rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal'dır. Bankadan kredi çeken bir şirketin, bu kredinin teminatı olarak kendi menkul malları üzerinde banka lehine rehin tesis etmesi ve bu malların bir yediemin senediyle şirket yetkilisine teslim edilmesi durumunda, şirket yetkilisinin bu malları satması TCK m. 289'daki suçu oluşturur mu? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin K. 2019/1898 sayılı kararı bu konuya nasıl bir açıklık getirmiştir?
Hayır, bu durum TCK m. 289'daki suçu oluşturmaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin K. 2019/1898 sayılı kararında bu konu net bir şekilde açıklanmıştır. Suçun oluşabilmesi için malın yediemine 'resmen teslim' edilmiş olması gerekir. 'Resmen teslim', icra dairesi, mahkeme veya savcılık gibi bir kamu otoritesinin kararı ve işlemiyle yapılan teslimi ifade eder. Banka ile kredi borçlusu arasında özel hukuk hükümlerine (Ticaret Kanunu veya Medeni Kanun) göre kurulan bir 'sözleşmesel rehin' ilişkisi nedeniyle yapılan teslim, TCK m. 289'un aradığı anlamda 'resmen teslim' olarak kabul edilmemektedir. Bu teslim, taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisinden kaynaklanır. Bu nedenle, rehinli malları satan şirket yetkilisinin eylemi, TCK m. 289'daki muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun unsurlarını oluşturmaz. Bu eylem, koşulları varsa, özel hukuk kapsamında bir borca aykırılık veya TCK'daki güveni kötüye kullanma gibi başka suçları oluşturabilir, ancak TCK m. 289'un uygulama alanına girmez.