Bir aday memurun, adaylık süresi içinde memuriyetle bağdaşmayacak hal ve hareketleri olduğu gerekçesiyle görevine son verilmiştir. Bu memur tarafından açılan iptal davasında, idare mahkemesinin, idarenin bu yöndeki tespitinin 'somut' ve 'inandırıcı' delillere dayanıp dayanmadığını denetlemesi, 'yerindelik denetimi yasağı'nı ihlal eder mi?
Hayır, bu bir yerindelik denetimi yasağı ihlali değildir. Bu, idari işlemin 'sebep' unsurunun hukuka uygunluk denetimidir. İdari Yargılama Usulü Kanunu'na göre, idare mahkemeleri idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak şekilde yerindelik denetimi yapamazlar. Yani, mahkeme 'idarenin yerinde olsam bu kararı vermezdim' diyemez. Ancak, idarenin kullandığı takdir yetkisinin keyfi olup olmadığını, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun kullanılıp kullanılmadığını denetlemekle yükümlüdür. DMK m. 56'daki 'memuriyetle bağdaşmayacak durumlar' ifadesi idareye bir takdir yetkisi tanır. İdare mahkemesinin görevi, idarenin bu sonuca ulaşırken dayandığı maddi vakaların (sebep unsurunun) gerçek olup olmadığını, bu vakaların hukuken 'memuriyetle bağdaşmayacak durum' olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğini ve bu konuda yeterli, somut ve inandırıcı delil bulunup bulunmadığını denetlemektir. Danıştay 5. Dairesi'nin K. 1984/2296 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'çalışmasında ne gibi sakınca olduğu konusu açıklanmadan' göreve son verilemez. Mahkemenin, bu sakıncaların somut delillerle ortaya konulmasını istemesi, yerindelik denetimi değil, hukuka uygunluk denetiminin bir gereğidir (kadimhukuk.com.tr - Asalet Tasdik).