CMK m. 225/1'e göre, 'Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.' Bu ilke ile Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaasında, iddianamedeki suç vasfından farklı bir suçun oluştuğunu belirtmesi (örneğin, hırsızlık suçundan açılan davada, mütalaada mala zarar verme suçundan ceza istenmesi) arasındaki ilişkiyi açıklayınız. Mahkeme bu durumda ne yapmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95042

CMK m. 225/1'deki 'dava konusunun sınırlılığı' (ne ultra petita) ilkesi, mahkemenin yargılama yapacağı ve hüküm kuracağı fiilin sınırlarını iddianamenin çizdiğini belirtir. Savcının esas hakkında mütalaası, iddianameyi değiştiren bir belge değildir. Ancak, yargılama sırasında toplanan deliller, fiilin hukuki niteliğinin iddianamede belirtilenden farklı olduğunu ortaya çıkarabilir. Bu durumda savcı, mütalaasında bu yeni hukuki nitelendirmeye göre talepte bulunabilir. Örneğin, hırsızlık amacıyla girilen bir yerde bir şey çalınamayıp sadece kapının kırıldığı anlaşılmışsa, savcı mütalaasında hırsızlığa teşebbüsten değil, mala zarar verme suçundan ceza isteyebilir. Bu durumda mahkemenin yapması gereken, CMK m. 226'da düzenlenen 'suçun niteliğinin değişmesi' hükümlerini uygulamaktır. Mahkeme, sanığa bu yeni suç vasfına (mala zarar verme) karşı savunma yapması için 'ek savunma hakkı' tanımak zorundadır. Sanığa bu hak tanınmadan, mütalaadaki yeni nitelendirmeye göre hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve mutlak bir bozma nedenidir. Yani mahkeme, savcının mütalaasındaki yeni nitelendirmeye göre hüküm kurabilir, ancak bunu mutlaka sanığa ek savunma hakkı tanıdıktan sonra yapabilir (sen.av.tr - Esas Hakkında Mütalaa).