Anayasa Mahkemesi'nin Filiz Kerestecioğlu Demir başvurusunda, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yapılan müdahalenin dayanağı olan Valilik kararında, 2935 sayılı OHAL Kanunu'nun yanı sıra, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'na da atıf yapılmıştır. AYM, bu diğer kanunların müdahaleye meşru bir zemin oluşturup oluşturmadığını neden yeterli görmemiştir?
Anayasa Mahkemesi, bu diğer kanunların da müdahaleye hukuki bir dayanak oluşturmadığını, çünkü Valilik kararının bu kanunların öngördüğü şartları ve süreleri açıkça aştığını tespit etmiştir. Mahkemenin gerekçeleri şunlardır: 1) Süre Sınırlaması: 2911 sayılı Kanun'un 17. maddesi, bir toplantının yasaklanmasını veya ertelenmesini 'bir ayı aşmamak üzere' bir süreyle sınırlar. 5442 sayılı Kanun'un 11/C maddesi ise valiye 'on beş günü geçmemek üzere' kısıtlama yetkisi tanır. Oysa Valilik kararı, 'Zeytin Dalı Operasyonu devam ettiği sürece' gibi süresi belirsiz ve bu kanuni sınırları aşan bir yasaklama getirmiştir. 2) Kapsam Sınırlaması: 2911 sayılı Kanun, müdahalenin 'belirli bir toplantıya' yönelik olmasını öngörürken, Valilik kararı genel bir yasaklama getirerek ildeki her türlü toplantı ve etkinliği kapsamına almıştır. Bu, kanunun lafzına ve ruhuna aykırıdır. Sonuç olarak, Valilik kararı, dayanak olarak gösterdiği olağan dönem kanunlarının açıkça belirlediği şekil, süre ve kapsam şartlarına uymadığı için, bu kanunlar da müdahaleyi hukuka uygun hale getirmemiştir. Bu nedenle müdahale 'kanunilik' unsurundan yoksundur (Filiz Kerestecioğlu Demir Başvurusu, § 50).