TCK m. 289/1 uyarınca yedieminlik görevini kötüye kullanma suçunda, suça konu malın yediemin olarak tayin edilen borçluya ait olması (mal sahibi yediemin) durumunda cezanın indirilmesi öngörülmüştür. Buna karşılık, TCK m. 289/4'te düzenlenen 'bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanma' suçunda böyle bir indirim öngörülmemiştir. Bu farklılığın olası hukuki gerekçesi ne olabilir?
Bu farklılığın olası hukuki gerekçesi, iki fıkrada korunan hukuki yararların odağındaki farklılıktır. TCK m. 289/1'de, özellikle icra-iflas hukukuna ilişkin durumlarda, birincil olarak kamu idaresinin otoritesi, ikincil olarak ise alacaklının alacak hakkı korunmaktadır. Mal sahibi olan borçlu bu suçu işlediğinde, kendi malı üzerinde tasarrufta bulunduğu için ihlalin daha az ağır olduğu ve ceza indirimiyle karşılandığı kabul edilmiştir. TCK m. 289/4'te ise durum farklıdır. Burada el konulan eşya, bir 'suç delili' veya 'suçun konusu' olan bir eşyadır. Bu eşyanın muhafazasındaki temel amaç, ceza muhakemesinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi, delillerin korunması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Fail, bu eşyayı amacı dışında kullandığında (örneğin, cinayette kullanılan aracı gezmek için kullandığında), sadece bir malvarlığı değerini değil, doğrudan 'adliyenin işleyişini', 'delillerin bütünlüğünü' ve 'ceza adaletinin tecellisini' tehlikeye atmaktadır. Burada ihlal edilen kamusal menfaat çok daha ağır ve doğrudan adliyenin kendisine yöneliktir. Bu nedenle kanun koyucu, bu fıkrada malın sahibinin kim olduğuna bakmaksızın, eylemin kendisini daha ağır bir ihlal olarak görmüş ve bir ceza indirimi öngörmemiştir.