Sanığın, katılanın oğlu olan bir tanığın beyanlarına dayanılarak mahkum edilmesi, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin K. 2023/23844 sayılı kararında 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi çerçevesinde nasıl değerlendirilmiştir? Bir tanığın taraflardan birinin yakını olması, beyanının delil değerini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95033

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, olayın tek tanığının katılanın oğlu olması, sanığın mahkumiyetine yeterli delil olarak görülmemiş ve beraat kararının onanması, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesine uygun bulunmuştur. Bir tanığın taraflardan birinin yakını olması (oğlu, eşi, kardeşi vb.), o tanığın beyanını tek başına geçersiz kılmaz. Ancak, bu durum tanığın 'tarafsızlığı' konusunda ciddi bir şüphe yaratır ve beyanının delil değerini önemli ölçüde zayıflatır. Mahkeme, bu tür bir tanığın beyanını değerlendirirken daha dikkatli ve şüpheci olmak zorundadır. Bu beyanların, mahkumiyet için tek veya belirleyici delil olarak kullanılması genellikle 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesine aykırı kabul edilir. Mahkeme, bu tür bir tanığın beyanının, başka objektif ve tarafsız yan delillerle (örneğin, adli tıp raporu, HTS kayıtları, tarafsız başka bir tanığın beyanı) desteklenip desteklenmediğini araştırmalıdır. Kararda olduğu gibi, eğer tanığın beyanları hem taraflı olma potansiyeli taşıyor hem de kendi içinde çelişkiler barındırıyorsa, bu beyanlara itibar edilerek mahkumiyet hükmü kurulamaz (sen.av.tr - CMK m.223/2-e'ye ve m.223/5'e göre şüpheden sanik yararlanir ilkesi).