Anayasa Mahkemesi'nin Süleyman Arslan kararında, güvenlik soruşturmasının olumsuz olmasına dayalı atamama işlemine karşı açılan davada, mahkemenin istihbari bilginin 'gerçekliğine ve güvenilirliğine ilişkin olguların varlığını ortaya koymaması' eleştirilmektedir. Bir mahkemenin, gizli nitelikteki bir istihbari bilginin güvenilirliğini denetlerken başvurabileceği yöntemler neler olabilir?
Mahkemenin, gizli nitelikteki bir istihbari bilginin güvenilirliğini denetlemesi zorlu bir süreçtir ancak imkansız değildir. Başvurabileceği yöntemler şunlar olabilir: 1) Bilginin Somutlaştırılmasını İsteme: Mahkeme, davalı idareden, 'istihbari bilgi' olarak nitelendirilen verinin hangi somut olaya, tarihe veya eyleme dayandığını açıklamasını isteyebilir. 'Terör örgütüyle iltisaklı' gibi soyut bir ifade yerine, bu sonuca nasıl ulaşıldığının somutlaştırılması talep edilebilir. 2) Bilginin Kaynağının ve Teyit Durumunun Sorulması: Mahkeme, idareden bu bilginin tek bir kaynağa mı dayandığını yoksa farklı kaynaklardan teyit edilip edilmediğini, bilginin bir duyum mu yoksa somut bir tespitemi dayandığını (gizliliği ihlal etmeyecek ölçüde) sorabilir. 3) Adli Sicil ve Soruşturma Kayıtlarıyla Karşılaştırma: Mahkeme, istihbari bilginin, kişinin adli sicil kaydı, UYAP üzerinden görülebilen soruşturma veya kovuşturma dosyalarıyla desteklenip desteklenmediğini kontrol edebilir. Eğer kişi hakkında iddiayla ilgili hiçbir adli işlem yapılmamışsa, bu durum istihbari bilginin zayıf olduğuna bir karine teşkil eder. 4) Kapalı Oturumda İnceleme: Gerekirse mahkeme, bilginin içeriğini ve dayanaklarını, gizliliğe riayet ederek kapalı bir oturumda veya sadece mahkeme heyetinin görebileceği şekilde (ara kararla) dosyaya sunulmasını isteyebilir. Süleyman Arslan kararındaki temel eleştiri, mahkemenin bu denetim yollarından hiçbirini kullanmadan, idarenin soyut beyanını doğru kabul ederek karar vermesidir (§ 37).