Terekenin borca batık olduğunun açıkça belli olduğu (hükmen ret) bir durumda, mirasçılardan biri, alacaklıların takibinden kurtulmak için değil de, manevi değeri olan bir malı (örneğin dedesinden kalma bir saati) almak için mirası açıkça kabul ederse, bu kabulün hukuki sonucu ne olur?
Mirasın hükmen reddi (TMK m. 605/2), mirasçıları korumak için getirilmiş çürütülebilir bir karinedir. Mirasçının bu karineye rağmen mirası kabul etme hakkı her zaman vardır. Eğer mirasçı, terekenin borca batık olduğunu bilerek, manevi değeri olan bir malı almak amacıyla mirası açıkça veya zımnen (örneğin tereke işlerine karışarak) kabul ederse, hükmen ret karinesi ortadan kalkar. Bu kabulün hukuki sonucu, mirasçının artık sadece tereke mallarıyla değil, 'tüm şahsi malvarlığıyla' miras bırakanın bütün borçlarından sorumlu hale gelmesidir (külli halefiyet). Yani, sadece manevi değeri olan bir saati almak için yaptığı kabul beyanı, onu terekenin milyonlarca liralık borcundan şahsen sorumlu kılar. Alacaklılar, bu kabulden sonra, mirasçının kendi şahsi malvarlığına da haciz koydurarak alacaklarını tahsil etmeye çalışabilirler. Bu nedenle, borca batık bir terekeyi kabul etmek, genellikle mirasçı için çok riskli bir adımdır (kadimhukuk.com.tr - Reddi Miras).