Neticesi sebebiyle ağırlaşmış terk suçunda (TCK m. 97/2), failin meydana gelen ağır neticeden (yaralanma veya ölüm) sorumlu tutulabilmesi için, bu netice açısından en azından 'taksir'inin bulunması gerektiği belirtilmektedir (TCK m. 23). Bu şartın anlamını bir örnekle açıklayınız. Eğer ölüm neticesi tamamen 'beklenmedik bir kaza' sonucu meydana gelmişse failin sorumluluğu ne olur?
Bu şart, failin cezalandırılabilmesi için, temel fiil (terk) ile meydana gelen ağır netice (ölüm/yaralanma) arasında nedensellik bağının yanı sıra bir 'kusurluluk' bağının da bulunması gerektiğini ifade eder. Fail, terk ettiği kişinin ölebileceğini veya yaralanabileceğini öngörebilir durumda olmalı, ancak bu neticenin gerçekleşmemesi için gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olmalıdır. Örnek: Annenin, 3 yaşındaki çocuğunu işlek bir caddenin kenarındaki parkta tek başına bırakıp gitmesi terk suçunu oluşturur. Çocuğun yola fırlayıp bir arabanın çarpması sonucu ölmesi, öngörülebilir bir neticedir. Annenin bu netice açısından 'taksiri' vardır ve TCK m. 97/2'den sorumlu olur. Ancak, eğer anne çocuğunu güvenli, çitle çevrili bir parkta bırakıp gitmişse ve o sırada parka düşen bir meteor parçası nedeniyle çocuk ölmüşse, bu netice anne açısından 'öngörülemez'dir. Bu tamamen 'beklenmedik bir kaza'dır (tesadüf). Bu durumda, temel fiil olan terk suçu ile ölüm neticesi arasında kusurluluk bağı (illiyet bağı) kurulamaz. Fail, bu öngörülemeyen neticeden sorumlu tutulamaz ve sadece terk suçunun basit halinden (TCK m. 97/1) cezalandırılır (barandogan.av.tr - Terk Suçu).