TCK m. 97'deki terk suçu ile TCK m. 83'teki ihmal suretiyle kasten öldürme suçu arasındaki ilişkiyi, 'garantörlük' kavramı çerçevesinde açıklayınız. Her terk suçu faili, aynı zamanda ihmal suretiyle öldürme suçunun faili olabilir mi?
İki suç tipi de failin 'garantörlük' yani hukuken koruma ve gözetme yükümlülüğü altında olmasını gerektirir. Bu açıdan faillik özellikleri benzerdir. Ancak aralarındaki temel fark, manevi unsur ve fiilin niteliğindedir. TCK m. 97'deki terk suçu, garantörün, mağduru 'kendi haline bırakarak' onun hayatı veya sağlığı için bir tehlike yaratmasıyla oluşur. Bu bir tehlike suçudur. TCK m. 83'teki ihmal suretiyle öldürme suçu ise, garantörün, önleyebileceği bir ölüm neticesini, ihmali bir davranışla (yani yapması gereken kurtarma eylemini yapmayarak) engellememesiyle oluşur. Bu bir netice suçudur. Her terk suçu faili, aynı zamanda ihmal suretiyle öldürme suçunun faili olmak zorunda değildir. Aradaki fark kastın yöneldiği şeydir. Eğer failin kastı, sadece mağduru koruma yükümlülüğünü ihlal ederek onu tehlikeli bir duruma sokmaksa (terk etmekse) ve ölüm neticesi bu eylemden dolayı taksirle meydana gelmişse TCK m. 97/2 uygulanır. Ancak fail, belirli bir ölüm tehlikesi (örn: boğulmakta olan çocuğu) karşısında, bu ölümü engelleme imkanı varken kasten (doğrudan veya olası kastla) hiçbir şey yapmıyorsa, bu durumda ihmal suretiyle kasten öldürme (TCK m. 83) suçu oluşur. Terk suçunda genel bir tehlike yaratılırken, ihmal suretiyle öldürmede somut bir ölüm neticesinin engellenmemesi söz konusudur.