TCK m. 104 kapsamında, mağdurun 'evlenme ile ergin olmuş ancak sonradan boşanmış ve henüz 18 yaşını doldurmamış' bir kişi olması durumunda, bu kişiyle rızası dahilinde cinsel ilişkiye giren failin eylemi suç oluşturur mu? Bu durumun hukuki gerekçesini, 'reşit olmama' ve 'çocuk' kavramları arasındaki ilişkiyi de dikkate alarak açıklayınız.
Hayır, bu durumda failin eylemi TCK m. 104 kapsamındaki suçu oluşturmaz. Metinde belirtildiği gibi, bu suçun mağduru 'reşit olmayan' bir kişi olmak zorundadır. Türk Medeni Kanunu'na göre, evlenme kişiyi 'ergin' (reşit) kılar (TMK m. 11). Erginlik, boşanma ile ortadan kalkan bir statü değildir. Dolayısıyla, evlenerek ergin olmuş bir kişi, daha sonra boşanmış ve biyolojik olarak 18 yaşını doldurmamış olsa bile, hukuken 'ergin' (reşit) sayılmaya devam eder. TCK m. 104'teki suçun koruduğu hukuki değer, reşit olmayan, yani cinsel özgürlüğü konusunda tam bir irade olgunluğuna erişmemiş kabul edilen kişidir. Hukuken ergin sayılan bir kişinin ise bu olgunluğa ulaştığı varsayılır. Bu nedenle, suçun temel unsuru olan 'mağdurun reşit olmaması' şartı gerçekleşmediği için, failin eylemi TCK m. 104 kapsamında suç teşkil etmez. Burada ceza hukuku, mağdurun statüsünü belirlerken medeni hukukun 'erginlik' tanımına atıf yapmaktadır (kadimhukuk.com.tr - Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Cezası).