TCK m. 97'de düzenlenen terk suçu ile TCK m. 233'te düzenlenen aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu arasındaki temel fark nedir? Çocuğunu, bakımını üstlenecek bir akrabasına geçici olarak bırakan bir annenin eylemi hangi suç kapsamında değerlendirilmelidir?
İki suç arasındaki temel fark, mağdurun maruz kaldığı tehlikenin niteliğindedir. TCK m. 97'deki terk suçu, bir 'somut tehlike' suçudur. Suçun oluşabilmesi için, kendini idare edemeyecek durumdaki mağdurun, koruma ve gözetimden yoksun bırakılarak 'kendi haline terk edilmesi' ve bu nedenle hayatı veya sağlığı açısından somut bir tehlikeye maruz kalması gerekir. TCK m. 233'teki aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu ise, bir 'ihmal' suçudur ve bu suçun oluşması için somut bir tehlikenin doğması şart değildir; kanundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünün kasten ihlal edilmesi yeterlidir. Çocuğunu, bakımını üstlenecek bir akrabasına (örneğin anneannesine) geçici olarak bırakan bir annenin eylemi, terk suçunu oluşturmaz. Çünkü çocuk, 'kendi haline terk edilmemiş', güvenilir bir kişinin koruma ve gözetimine bırakılmıştır. Bu eylemde, çocuğun hayatı veya sağlığı için bir tehlike söz konusu değildir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin K. 2015/40857 sayılı kararında da benzer bir durumda eylemin terk suçunu oluşturmadığı belirtilmiştir. Bu eylem, koşulları varsa (örneğin uzun süre arayıp sormama, maddi destek sağlamama gibi) TCK m. 233 kapsamında değerlendirilebilir, ancak genellikle bu tür geçici bırakmalar bu suçu da oluşturmaz (barandogan.av.tr - Terk Suçu).