Kasten öldürmeye teşebbüs suçunda, sanığın eylemi sonucunda mağdurun hayati tehlike geçirip geçirmediği, cezanın belirlenmesinde (TCK m. 35) nasıl bir rol oynar? Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin K. 2018/200 sayılı kararında, mahkemenin ceza tayinindeki hatası ne olmuştur?
Mağdurun hayati tehlike geçirip geçirmediği, teşebbüs nedeniyle cezanın alt ve üst sınırlar (9 yıldan 15 yıla) arasında bireyselleştirilmesinde temel bir ölçüttür. TCK m. 35, verilecek cezada dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılacağını düzenler, bu da hakime geniş bir takdir aralığı bırakır. Yargıtay, bu takdirin keyfi olmaması için 'meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı'nın dikkate alınmasını istemektedir. Mağdurun hayati tehlike geçirmesi, tehlikenin ağırlığının en somut göstergesidir ve cezanın üst sınıra yakın bir noktadan belirlenmesini gerektirir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin K. 2018/200 sayılı kararında, mahkemenin hatası tam da bu noktadadır. Sanığın, mağduru batına nafiz (karın içine işleyen) ve ince bağırsak yaralanmasına neden olarak hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı bir olayda, mahkeme TCK m. 35'i uygularken alt sınıra yakın bir ceza (10 yıl) tayin etmiştir. Yargıtay, 'meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak' cezanın daha makul ve üst sınıra yakın belirlenmesi gerekirken, alt sınırdan ceza verilmesini 'eksik ceza tayini' olarak eleştirmiştir (ancak aleyhe temyiz olmadığı için bozma nedeni yapmamıştır).