Filiz Kerestecioğlu Demir başvurusunda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasını 'savunulabilir bir iddia' olmadığı için reddetmiştir. Başvurucunun, 'kolluk güçlerinin fiziki müdahalesinde ağır derecede yaralanmadığı için sağlık raporu almadığı' yönündeki beyanı, bu sonucun oluşmasında nasıl bir rol oynamıştır?
Bu beyan, başvurunun reddedilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 'savunulabilir bir iddia' aramasının temelinde, iddianın ciddiyetini ve gerçekliğini destekleyen asgari düzeyde bir kanıt veya emarenin bulunması gerekliliği yatar. Bir kişinin, fiziksel müdahaleye uğradığını iddia etmesi durumunda, bu iddianın en temel ve objektif kanıtı bir sağlık raporudur. Başvurucunun 'ağır yaralanmadığı için' rapor almadığını belirtmesi, iki açıdan aleyhine yorumlanmıştır: 1) Müdahalenin Şiddeti: Bu beyan, müdahalenin Anayasa'nın 17. maddesinin aradığı 'asgari ağırlık eşiğini' aşmadığına dair bir karine oluşturmuştur. Kötü muamele yasağının ihlali için her türlü fiziksel temas yeterli değildir; muamelenin belirli bir ciddiyet düzeyine ulaşması gerekir. 2) Delillendirme Yükümlülüğü: Başvurucunun, gözaltına alınmamış olması nedeniyle kendi imkanlarıyla bir sağlık kuruluşuna başvurup rapor alma imkanı varken bunu yapmamış olması, iddiasını delillendirme konusunda gerekli özeni göstermediği şeklinde değerlendirilmiştir. Bu durum, iddianın soyut ve kanıtlanmamış kalmasına yol açmış ve Mahkeme'nin, iddianın 'savunulabilir' olmadığı ve dolayısıyla 'açıkça dayanaktan yoksun' olduğu sonucuna varmasına neden olmuştur (Filiz Kerestecioğlu Demir Başvurusu, § 33, 34).