Bir cinsel saldırı eyleminde, sanığın fiiline mağdurun 'bağıracağını söylemesi' gibi bir karşı koyma üzerine son vermesi, Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin K. 2019/10042 sayılı kararına göre neden 'gönüllü vazgeçme' olarak kabul edilmiştir? Bu kararda, mağdurun karşı koymasının 'aşılabilir bir engel' olarak nitelendirilmesi ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94987

Bu durumun 'gönüllü vazgeçme' olarak kabul edilmesinin temel nedeni, mağdurun karşı koymasının, failin eylemine devam etmesini objektif olarak imkansız kılan veya aşırı derecede zorlaştıran bir engel olmamasıdır. Yargıtay, gönüllü vazgeçme ile teşebbüs arasındaki ayrımda, failin icra hareketlerine devam etme imkanı olup olmadığına bakar. Kararda, mağdurun 'bağıracağını söylemesi' şeklindeki sözlü direncinin, fail için 'aşılabilir bir engel' olduğu kabul edilmiştir. Bunun anlamı şudur: Fail, bu söze rağmen fiziksel gücünü kullanarak veya tehdidini artırarak eylemine devam etme imkanına sahipti. Ancak bu imkanı kullanmayarak, kendi iradesiyle eylemini sonlandırmıştır. Onu durduran, karşı konulmaz bir dış güç değil, kendi kararıdır. Eğer mağdurun bağırmasıyla birlikte çevredekiler gelmiş ve faile müdahale etmiş olsaydı, bu aşılamayan bir engel olur ve eylem teşebbüs aşamasında kalırdı. Ancak sadece sözlü bir tehdit karşısında durması, vazgeçmenin gönüllü olduğuna işaret eder. Fail, teşebbüs ettiği cinsel saldırı suçundan değil, o ana kadar tamamladığı ve TCK m. 105'i oluşturan 'cinsel taciz' suçundan sorumlu tutulmalıdır (Yargıtay 14. CD - K. 2019/10042).