15-18 yaş grubundaki mağdurla rızasıyla cinsel ilişkiye giren sanığın eyleminin, TCK m. 104/1 kapsamında kalması ile TCK m. 103 (çocuğun cinsel istismarı) kapsamında değerlendirilmesi arasındaki temel fark, mağdurun rızasının geçerliliğidir. Mağdurun rızasını geçersiz kılan ve eylemi cinsel istismar suçuna dönüştüren 'cebir, tehdit ve hile' unsurlarından 'hile' kavramı bu suç tipi bağlamında nasıl yorumlanmalıdır?
TCK m. 104'ün uygulanabilmesi için mağdurun rızasının herhangi bir irade sakatlığına (cebir, tehdit, hile) uğramamış olması gerekir. 'Hile', bu suç bağlamında, failin aldatıcı davranışlarla mağdurun iradesini yanıltarak onun rızasını elde etmesidir. Bu hile, cinsel eylemin kendisine yönelik olmalıdır. Örneğin, 'seninle evleneceğim' vaadiyle mağduru cinsel ilişkiye ikna etmek, Yargıtay tarafından genellikle cinsel istismar suçunu oluşturacak nitelikte bir 'hile' olarak kabul edilmemektedir. Çünkü bu vaat, hayatın olağan akışı içinde bir aldatmaca olsa da, cinsel ilişkinin niteliğini değiştirmemektedir. Ancak, failin kendisini doktor olarak tanıtıp 'muayene edeceğim' diyerek cinsel ilişkiye girmesi veya mağdura ilaç verip bilincini bulandırarak rızasını elde etmesi gibi durumlar, eylemin niteliği konusunda mağduru aldatmaya yönelik olduğu için 'hile' olarak kabul edilir ve eylemi TCK m. 103 kapsamındaki cinsel istismar suçuna dönüştürür. Temel kriter, hilenin mağdurun cinsel eyleme yönelik iradesini özgür bir şekilde oluşturmasını engellemesidir (kadimhukuk.com.tr - Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Cezası).