'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin bir yansıması olarak, CMK m. 223/2-e uyarınca verilen beraat kararının gerekçesi nasıl olmalıdır? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin K. 2023/23844 sayılı kararında vurgulanan 'kesin ve açık bir ispat' standardı, mahkemenin beraat kararı verirken delilleri hiç tartışmaması anlamına mı gelir?
Hayır, tam aksine, CMK m. 223/2-e'ye göre verilen beraat kararının gerekçesi, sanığın suçu işlemediğinin ispatlandığı durumlardan farklı olarak, sanığın suçu işlediğinin 'neden ispatlanamadığını' ayrıntılı olarak açıklamalıdır. 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, delillerin tartışılmaması değil, tartışılan delillerin mahkumiyet için yeterli kesinliğe ulaşmadığının ortaya konulmasıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin kararında vurgulanan 'kesin ve açık bir ispat' standardı, mahkumiyetin şartıdır. Mahkeme, beraat kararı verirken, iddia makamının sunduğu delilleri (örneğin tanık beyanları, raporlar) tek tek ele almalı, bu delillerdeki çelişkileri, yetersizlikleri, güvenilirlik sorunlarını veya şüpheye yol açan diğer noktaları gerekçesinde göstermelidir. Kararda olduğu gibi, tanığın tarafsız olmaması, beyanlarının çelişkili olması gibi hususlar belirtilerek, mevcut delillerle 'kesin ve açık bir ispat' standardına ulaşılamadığı ve bu nedenle şüphenin sanık lehine değerlendirildiği açıklanmalıdır. Yani beraat kararı da, delillerin neden mahkumiyete yeterli görülmediğini izah eden sağlam bir gerekçeye dayanmalıdır (sen.av.tr - CMK m.223/2-e'ye ve m.223/5'e göre şüpheden sanik yararlanir ilkesi).