Bir Cumhuriyet savcısı, esas hakkında mütalaasında sanığın beraatini talep ettikten sonra, duruşma salonundan taraflar ayrıldıktan sonra mahkeme heyetiyle yalnız kalarak mütalaasını mahkumiyet yönünde esaslı bir şekilde değiştirirse, bu durum hangi temel yargılama ilkelerini ihlal eder ve sanık bu duruma karşı hangi hukuki yollara başvurabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94974

Bu durum, ceza muhakemesinin en temel ilkelerinden birkaçını ağır şekilde ihlal eder: 1) Aleniyet (CMK m. 182): Yargılamanın ve mütalaanın kapalı kapılar ardında değiştirilmesi aleniyet ilkesine aykırıdır. 2) Sözlülük ve Yüze Karşılık (CMK m. 216): Mütalaanın tarafların yokluğunda değiştirilmesi bu ilkelere temelden aykırıdır. 3) Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği (Anayasa m. 36): Savunma tarafı, kendisine karşı sunulan son ve en önemli iddiadan habersiz bırakılmış, buna karşı savunma yapma imkanından yoksun kalmıştır. 4) Mahkemenin Tarafsızlığı (Anayasa m. 36): Heyetin, bir taraf ile (iddia makamı) yalnız kalarak yargılamanın seyrini değiştirmesi, mahkemenin tarafsızlığına ve bağımsızlığına onarılamaz bir gölge düşürür. Bu durum, 'dışa dönük bağımsızlığın' ihlalidir. Sanık bu duruma karşı, temyiz veya istinaf aşamasında bu usuli aykırılığı bir 'mutlak hukuka aykırılık' hali olarak ileri sürebilir. Ayrıca, bu durum Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru ve AİHM'e başvuru yollarında 'adil/dürüst yargılanma hakkının' (Anayasa m. 36, İHAS m. 6) esastan ihlal edildiği iddiasının temelini oluşturur (sen.av.tr - Esas Hakkında Mütalaa).