Yılmaz Aydemir/Türkiye davasında AİHM, Sözleşme'nin 5/4. maddesi kapsamındaki usuli güvencelerin mahkumiyet sonrası tutuklulukta da uygulanabilir olduğuna karar verirken Türk iç hukukunun hangi özelliğini dikkate almıştır? Bu karar, Anayasa Mahkemesi'nin Ç.Ö. (No. 2014/5927) kararındaki yaklaşımıyla nasıl bir ilişki içindedir?
AİHM, Yılmaz Aydemir/Türkiye kararında (§ 40-41), 5/4. madde güvencelerinin mahkumiyet sonrası tutuklulukta da uygulanabilir olduğuna karar verirken, 5271 sayılı CMK'nın ilgili hükümlerinin (m. 101, 104, 267) lafzında, tutukluluğa itirazlar bağlamında usuli güvencelerin uygulanabilirliği açısından 'mahkumiyet öncesi' ve 'mahkumiyet sonrası' dönemler arasında bir ayrım yapmamasını dikkate almıştır. Mahkeme, Türk hukukunun kendisinin bu hakkı tanıdığını ve bir hak tanındığında bunun güvenceleriyle birlikte tanınması gerektiğini belirtmiştir. Bu yaklaşım, Anayasa Mahkemesi'nin Ç.Ö. kararındaki yaklaşımıyla paralellik gösterir ancak onu daha da netleştirir. Ç.Ö. kararında AYM, 19. maddenin 8. fıkrasındaki başvuru hakkının mahkumiyete bağlı tutulmayı da kapsadığını, ancak bu hakkın tutulmanın niteliğine uygun olması gerektiğini belirtmişti. AİHM, bu içtihadı yorumlayarak, CMK'nın 270/2 maddesindeki 'silahların eşitliği' güvencesinin mahkumiyet sonrası tutulmanın doğasıyla bağdaşmayan bir talep olmadığını, dolayısıyla uygulanması gerektiğini teyit etmiştir. Yani AİHM, Türk hukukunun kendi içindeki düzenlemeyi ve AYM'nin bu konudaki temel kabulünü esas alarak kararını şekillendirmiştir (AİHM Yılmaz Aydemir Kararı, § 19, 40).