Terk suçunun (TCK m. 97) manevi unsuru 'kast'tır. Yargıtay'ın K.2015/493 sayılı kararında belirtildiği gibi, failin asıl amacının sadece 'terk etmek' olması gerekmektedir. Bu bağlamda, failin mağdurun ölmesini isteyerek veya en azından ölebileceğini öngörerek terk etmesi durumunda, eylemin hukuki niteliği ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94963

Failin kastı, eylemin hukuki niteliğini belirlemede kritik öneme sahiptir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun K.2015/493 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, TCK m. 97'deki terk suçunun (ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin) uygulanabilmesi için failin birincil kastının 'terk etmek' fiiline yönelik olması gerekir. Eğer fail, mağdurun ölmesini doğrudan isteyerek (doğrudan kast) veya ölüm neticesinin gerçekleşmesini öngörüp umursamayarak/kabullenerek (olası kast) terk eylemini gerçekleştirirse, bu durumda eylem artık bir 'terk suçu' olmaktan çıkar ve 'kasten öldürme' suçuna (TCK m. 81) dönüşür. Örneğin, yeni doğan bebeğini kış günü ıssız bir ormana, bulunma ihtimali olmayacak şekilde bırakan bir failin kastının, sadece terk etmek değil, ölüm neticesini de en azından olası kast düzeyinde içerdiği kabul edilir ve bu fail kasten öldürme suçundan sorumlu tutulur. Terk suçunda ise fail, tehlike yaratmayı istemekte ancak ölüm veya yaralanma gibi daha ağır bir neticeyi istememektedir (barandogan.av.tr - Terk Suçu).