5271 sayılı CMK m. 275/2, 'Hüküm, istinaf yoluna başvuran Cumhuriyet savcısına veya ilgililere gerekçesiyle birlikte açıklanmamışsa; hükme karşı istinaf yoluna başvurulduğunun mahkemece öğrenilmesinden itibaren gerekçe, yedi gün içinde tebliğ edilir.' demektedir. Bu hüküm, Anayasa Mahkemesi'nin E. 2022/144 sayılı kararında eleştirilen sorunu çözmek için yeterli bir güvence midir? AYM'nin bu konudaki değerlendirmesini açıklayınız.
Hayır, bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından yeterli bir güvence olarak görülmemiştir. AYM, E. 2022/144 sayılı kararında, bu mekanizmanın mahkemeye erişim hakkına getirilen orantısız sınırlamayı ortadan kaldırmadığını belirtmiştir. Çünkü CMK m. 275/2'nin devreye girebilmesi için, tarafın öncelikle gerekçesini bilmediği bir hükme karşı, tefhimden itibaren 7 gün gibi kısa bir süre içinde 'süre tutum dilekçesi' vererek istinaf yoluna başvurması gerekmektedir. AYM'ye göre sorun tam da bu noktada başlamaktadır. Kişiyi, gerekçesini bilmediği bir karara karşı kanun yoluna başvurmaya zorlamak, başlı başına bir külfettir. Gerekçeli kararın sonradan, sadece bu başvuruyu yapanlara tebliğ edilmesi ve bu tebliğ üzerine yeniden gerekçeli bir dilekçe hazırlama veya feragat etme zorunluluğu getirilmesi, bu külfeti daha da ağırlaştırmaktadır. AYM, bu karmaşık ve külfetli sürecin, mahkemeye erişim hakkına 'gerekli' ve 'orantılı' olmayan bir sınırlama getirdiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, CMK m. 275/2, temel sorunu (sürecin tefhimden başlaması) çözmediği için yetersiz bir güvence olarak değerlendirilmiştir (AYM, E. 2022/144, K. 2023/137, § 49).