Kasten yaralama suçunda, ilk haksız fiilin kimden kaynaklandığının kesin olarak tespit edilemediği durumlarda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi TCK m. 29'da düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını nasıl etkiler? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.
'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, sadece suçun işlenip işlenmediği veya failin kim olduğu konusunda değil, aynı zamanda sanık lehine sonuç doğurabilecek diğer hukuki durumlar hakkındaki şüphelerde de uygulanır. Karşılıklı bir kavgada, ilk haksız fiilin kimden geldiğinin (kavgayı kimin başlattığının) sanıkların çelişkili beyanları nedeniyle kesin olarak saptanamadığı durumlarda, bu şüphe sanık lehine yorumlanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun K. 2002/367 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu durumda sanığın eylemini haksız tahrik altında işlediği kabul edilerek hakkında TCK m. 29'daki indirim hükümlerinin uygulanması gerekir. İlk haksız fiilin karşı taraftan geldiği kesin ispatlanamasa bile, sanıktan geldiğinin de ispatlanamaması, şüphenin sanık lehine değerlendirilmesini zorunlu kılar. Aksi bir yorum, sanığa 'ilk haksız fiilin kendisinden gelmediğini ispat etme' gibi bir yükümlülük getirecek ve ispat yükü kuralına aykırı olacaktır (sen.av.tr - CMK m.223/2-e'ye ve m.223/5'e göre şüpheden sanik yararlanir ilkesi, dipnot 2).