Bir fiilin kasten yaralama mı yoksa kasten öldürmeye teşebbüs mü olduğunun belirlenmesinde Yargıtay'ın kullandığı objektif kriterler nelerdir? Failin fiiline kendiliğinden son vermesi bu ayrımda nasıl bir rol oynar?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun K.2008/184 sayılı kararında da belirtilen ve istikrarlı olarak uygulanan kriterlere göre, bir fiilin kasten yaralama mı yoksa kasten öldürmeye teşebbüs mü olduğunun ayrımında failin kastı, dış dünyaya yansıyan objektif davranışlarına göre belirlenir. Bu kriterler şunlardır: 1) Fail ile mağdur arasında öldürmeyi gerektirir bir husumetin varlığı. 2) Olayda kullanılan aracın (bıçak, silah vb.) öldürmeye elverişli olup olmadığı. 3) Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti (tek ve hafif bir darbe yaralama kastına, çok sayıda ve şiddetli darbe öldürme kastına işaret edebilir). 4) Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı (baş, göğüs gibi hayati bölgelere yönelen saldırılar öldürme kastını gösterir). 5) Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa bir engel nedeniyle mi son verdiği. Failin fiiline kendiliğinden son vermesi, genellikle yaralama kastıyla hareket ettiğinin bir göstergesi olarak kabul edilir. Engel bir durum olmamasına rağmen eylemine devam etme imkanı varken duran failin öldürme kastı taşımadığı varsayılır. Buna karşılık, dış bir engel (çevredekilerin müdahalesi, polisin gelmesi) nedeniyle eylemini bitirmek zorunda kalan failin öldürme kastının devam ettiği kabul edilir. 6) Failin olay sonrası mağdura yönelik davranışları (yardım etmesi, ambulans çağırması yaralama kastına; olay yerinden kaçması öldürme kastına işaret edebilir) (barandogan.av.tr - Suça Teşebbüs ve Gönüllü Vazgeçme).