AİHM'in Yılmaz Aydemir/Türkiye kararında, Anayasa Mahkemesi'nin, savcılık mütalaasının tebliğ edilmemesine ilişkin şikayeti 'başvurucunun önemli bir zarara maruz kalmadığı' ve 'anayasal ve bireysel önemden yoksun olduğu' gerekçesiyle kabul edilemez bulması, AİHM tarafından nasıl karşılanmıştır? AİHM, 'önemli zarar' kriterinin Sözleşme'nin hangi maddesi kapsamındaki şikayetlerde uygulanmasını reddetmektedir?
AİHM, Yılmaz Aydemir/Türkiye kararında, Anayasa Mahkemesi'nin bu yaklaşımını kabul etmemiştir. AİHM, Sözleşme'nin 5. maddesi (kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı) kapsamındaki şikayetlerle ilgili olarak, 'önemli zararın olmaması' (significant disadvantage) kabul edilebilirlik kriterinin uygulanmasını şimdiye kadar istikrarlı bir şekilde reddettiğini hatırlatmıştır (§ 44). Gerekçe olarak, 'özgürlük hakkının demokratik bir toplumda sahip olduğu önde gelen yeri' göstermiştir. Kişinin özgürlüğünden mahrum bırakıldığı bir durumda, usuli güvencelerin ihlal edilmesinin başlı başına önemli bir mesele olduğu ve bunun 'önemsiz bir zarar' olarak nitelendirilemeyeceği kabul edilmektedir. Dolayısıyla, AYM'nin, Sözleşme'nin 5. maddesinin koruma alanına giren bir konuda 'önemli zarar yokluğu' kriterini uygulaması, AİHM içtihadıyla uyumlu bulunmamıştır. Bu durum, AİHM'in kişi hürriyetini ilgilendiren davalardaki usuli ihlalleri, sonuçlarından bağımsız olarak ciddiye aldığını göstermektedir (Yılmaz Aydemir/Türkiye Kararı, § 44).