HMK m. 107 gerekçesinde, belirsiz alacak davasının 'kısmen eda davasıyla birlikte külli tespit davası' olarak da açılabileceği belirtilmektedir. Bu dava türünün, HMK m. 109'da düzenlenen 'kısmi dava'dan temel farkı nedir? Zamanaşımı ve faiz açısından bu farkın sonuçlarını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94937

Yargıtay HGK'nın 2015/3136 E. sayılı kararında da değinildiği gibi, 'kısmi eda + külli tespit' davası ile 'kısmi dava' arasındaki temel fark, davanın açılışındaki nitelendirme ve talep içeriğindedir. Kısmi davada, alacaklı alacağının belirli ve likit olduğunu kabul eder ancak şimdilik sadece bir kısmını dava ettiğini açıkça belirtir. Kalan kısım için zamanaşımı işlemeye devam eder ve bu kısım için daha sonra ek dava açılması veya ıslah yapılması gerekir. 'Kısmi eda + külli tespit' davasında ise alacaklı, alacağının 'belirsiz' olduğunu ileri sürer; şimdilik cüzi bir miktarının tahsilini, kalanının ise 'tespitini' talep eder. Bu iki dava türü arasındaki zamanaşımı ve faiz açısından sonuç farkları şunlardır: 1) Zamanaşımı: Kısmi davada zamanaşımı sadece dava edilen kısım için kesilir. Kısmi eda + külli tespit davasında ise, belirsiz alacak davasının bir türü olduğu için, davanın açılmasıyla alacağın 'tamamı' için zamanaşımı kesilir. 2) Faiz: Kısmi davada faiz, dava edilen kısım için dava tarihinden, sonradan ıslahla artırılan kısım için ise ıslah tarihinden itibaren işler. Kısmi eda + külli tespit davasında ise, dava edilen cüzi miktar için faiz dava tarihinden başlar; ancak tespit edilen ve sonradan talep edilen kalan kısım için faiz, bu kısmın tahsilinin talep edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu yönüyle tahsil amaçlı belirsiz alacak davasından ayrılır (Yargıtay HGK, E. 2015/3136, K. 2018/347).