Abdulkadir Tuncay başvurusunda, Anayasa Mahkemesi, göreve iade edilen bir memurun önceki yöneticilik görevine atanmamasının 'özel hayata saygı hakkı' (Anayasa m. 20) kapsamında incelenebileceğine karar verirken, AİHM içtihatlarından hangi yaklaşımı temel almıştır? Bir mesleki tasarrufun 'özel hayat' kapsamında değerlendirilebilmesi için gereken 'ağırlık eşiği' ne anlama gelmektedir?
Anayasa Mahkemesi, Abdulkadir Tuncay başvurusunda, bu mesleki tasarrufun 'özel hayata saygı hakkı' kapsamında incelenebileceğine karar verirken, AİHM'in Denisov/Ukrayna kararında geliştirdiği 'sonuca dayalı yaklaşımı' (consequence-based approach) temel almıştır. Bu yaklaşıma göre, müdahalenin sebebi özel hayata ilişkin olmasa bile, eğer müdahalenin 'sonuçları' kişinin özel hayatı üzerinde ciddi olumsuz etkiler doğuruyorsa, mesele 8. madde (Türkiye için Anayasa m. 20) kapsamına girer. 'Ağırlık eşiği' ise, bu olumsuz etkilerin belirli bir ciddiyet seviyesine ulaşması gerektiğini ifade eder. Her mesleki uyuşmazlık otomatik olarak özel hayat sorununa dönüşmez. AİHM ve AYM, bu eşiğin aşılıp aşılmadığını değerlendirirken, tedbirin kişinin sosyal ve mesleki itibarını, başkalarıyla ilişki kurma ve geliştirme imkanını, kişisel gelişimini ne ölçüde etkilediğine bakar. Abdulkadir Tuncay kararında, bir yöneticinin alt bir göreve atanmasının itibarını zedelemesi ve mesleki ilişkilerini ciddi şekilde etkilemesi, bu 'ağırlık eşiği'nin aşıldığı ve meselenin özel hayatın koruma alanına girdiği şeklinde yorumlanmıştır (Abdulkadir Tuncay Başvurusu, § 38, 39).