Terk suçunda (TCK m. 97), failin mağduru, koruma ve gözetim yükümlülüğü üstlenebilecek bir kişi veya kurumun kontrolüne bırakması durumunda suçun maddi unsuru olan 'kendi haline terk' gerçekleşir mi? Örneğin, bebeğini bir hastane acil servisine veya babaannesinin evinin kapısına bırakan bir annenin eylemi bu suç kapsamında nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94933

Hayır, failin mağduru, koruma ve gözetim yükümlülüğü üstlenebilecek bir kişi veya kurumun fiili kontrolüne bırakması durumunda, suçun maddi unsuru olan 'kendi haline terk' gerçekleşmez. Terk suçunun oluşabilmesi için mağdurun korumadan ve gözetimden yoksun bir duruma getirilmesi, yani tehlikeye maruz bırakılması gerekir. Yargıtay kararlarında bu ilke istikrarlı bir şekilde uygulanmaktadır. Örneğin, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin K. 2022/12652 sayılı kararında, bebeğin hastane acil servisine bırakılması eyleminde 'kendi haline terk' unsurunun gerçekleşmediği ve suçun oluşmadığı belirtilmiştir. Benzer şekilde, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin K. 2015/33093 sayılı kararında, bebeğini kayınvalidesinin kapısına bırakıp zile basarak içeri alındığını gören annenin eyleminin de terk suçunu oluşturmadığı kabul edilmiştir. Çünkü bu durumlarda fail, mağduru tehlikeli bir duruma sokmak yerine, onun bakımını ve güvenliğini sağlayacak bir mekanizmanın (hastane, akraba) içine bırakmaktadır. Ancak bu eylemler, koşullarına göre TCK m. 233'teki 'aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali' suçunu oluşturabilir (barandogan.av.tr - Terk Suçu).