CMK m. 270/2'de 'İtirazı inceleyen makamın Cumhuriyet savcısından görüş istemesi halinde, savcının mütalaasına cevap vermesi için bu görüşleri tutukluya veya avukatına iletmesi gerekir.' hükmü yer almasına rağmen, Yılmaz Aydemir/Türkiye davasında bu hükmün uygulanmaması nasıl bir ihlale yol açmıştır? AİHM, bu tür bir usuli eksikliğin ihlal oluşturup oluşturmadığını değerlendirirken mütalaanın içeriğini (kısa veya ayrıntılı olması) belirleyici bir faktör olarak görmüş müdür?
CMK m. 270/2'deki açık hükme rağmen, tutukluluğa itirazı inceleyen Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, savcılık mütalaasını başvurucuya iletmeden karar vermesi, AİHM'in Yılmaz Aydemir/Türkiye kararında Sözleşme'nin 5/4. maddesinde korunan 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin ihlaline yol açmıştır (§ 45). AİHM, bu tür bir usuli eksikliğin ihlal oluşturup oluşturmadığını değerlendirirken mütalaanın içeriğinin (kısa, ayrıntılı, yeni delil içerip içermediği) belirleyici bir faktör olmadığını özellikle vurgulamıştır. Mahkeme, Hükümet'in 'mütalaa kısaydı ve yeni bir şey söylemiyordu' şeklindeki savunmasını reddetmiştir. AİHM'e göre, savcılık tarafından sunulan bir görüşün bir cevabı hak edip etmediğini değerlendirmek, yargılamayı yürüten mahkemenin değil, savunma tarafının (tutuklu ve avukatının) görevidir. Mütalaa çok kısa bile olsa, mahkemenin kararında ağırlık kazanma potansiyeli vardır ve savunma tarafı bu potansiyel etkiye karşı argüman sunma fırsatına sahip olmalıdır. Bu nedenle, mütalaanın tebliğ edilmemesi, içeriğinden bağımsız olarak usuli bir hak ihlalidir (Yılmaz Aydemir/Türkiye Kararı, § 42).