Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/3136 E. sayılı kararına göre, bir işçilik alacağı davasının 'belirsiz alacak davası' olarak kabul edilip edilemeyeceğinin tespitinde 'likit (belirli) olma' kriteri nasıl bir rol oynamaktadır? Borçlunun, borç tutarını tek başına tahkik ve tayin edemediği durumlarda alacağın 'likit' olduğundan söz edilebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94921

Yargıtay HGK'nın 2015/3136 E. sayılı kararında, belirsiz alacak davasının koşullarını değerlendirirken, icra inkar tazminatı için geliştirilen 'likit (belirli) alacak' kriterine atıf yapılmıştır. Bu kritere göre, bir alacağın likit sayılabilmesi için ya alacağın gerçek miktarının net olarak belli olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için tüm unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle, borçlunun kendi kayıtlarına veya elindeki verilere bakarak ne kadar borçlu olduğunu tek başına hesaplayabilir durumda olması halinde alacak likittir (belirlidir). Eğer borçlu, borç miktarını kendisi kesin olarak hesaplayamıyorsa, alacak likit değildir. Bu kriter, belirsiz alacak davasına uyarlandığında şu sonuca varılır: Eğer alacağın miktarı, davalının (işverenin) sahasında bulunan ve onun tarafından sunulması gereken bilgi ve belgelere (ücret bordroları, puantaj kayıtları vb.) bağlıysa ve davacı (işçi) bu bilgilere sahip değilse, alacak belirsizdir. Çünkü bu durumda borçlu dahi, yargılama yapılmadan ve bu belgeler ortaya konmadan borcunu tam olarak bilemeyebilir. Dolayısıyla, borçlunun borcunu tek başına tahkik ve tayin edemediği durumlarda alacağın likit olduğundan söz edilemez ve bu durum belirsiz alacak davası açılması için haklı bir gerekçe oluşturur (Yargıtay HGK, E. 2015/3136, K. 2018/347).