Kamu görevinden çıkarıldıktan sonra Komisyon kararıyla görevine iade edilen, ancak önceki yöneticilik görevine atanmayan bir memurun durumunu ele alan Abdulkadir Tuncay başvurusunda, Anayasa Mahkemesi müdahalenin dayanağı olan kanun hükmünün (7075 sy. Kanun m.10) daha önce AYM tarafından iptal edilmiş olmasını nasıl değerlendirmiştir? Bir kanun hükmünün iptal edilmiş olmasına rağmen idare ve mahkemeler tarafından uygulanmaya devam edilmesi hangi anayasal ilkeyi ihlal eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94920

Abdulkadir Tuncay başvurusunda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yöneticilik görevine atanmamasının dayanağı olan kanun hükmünün (7075 sayılı Kanun m. 10'un ilgili cümlesi) daha önce Anayasa Mahkemesi'nin E.2018/159, K.2019/93 sayılı kararıyla iptal edilmiş olduğunu tespit etmiştir (§ 48). Bu durum, özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin en temel güvencesi olan 'kanunilik' şartını taşımadığı anlamına gelmektedir. Bir müdahalenin hukuki bir dayanağının olması gerekir ve AYM tarafından iptal edilmiş bir hüküm, artık geçerli bir hukuki dayanak teşkil edemez. Bir kanun hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmen idare ve mahkemeler tarafından uygulanmaya devam edilmesi, Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen 'Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı' ilkesini doğrudan ihlal eder. Anayasa m. 153'e göre AYM kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar. İptal kararları Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Dolayısıyla, iptal edilmiş bir hükme dayanarak işlem tesis etmek veya karar vermek, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesiyle (Anayasa m. 2) bağdaşmaz. Somut olayda Mahkeme, müdahalenin dayanağını oluşturan düzenlemenin kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varmış ve bu nedenle ihlal kararı vermiştir (Abdulkadir Tuncay Başvurusu, § 50, 51).