TCK m. 289/1'de düzenlenen kasten muhafaza görevini kötüye kullanma suçu ile TCK m. 289/3'te düzenlenen taksirle muhafaza görevini kötüye kullanma suçu arasındaki temel ayrım nedir? Yediemine teslim edilen hacizli bir malın, yedieminin ihmali sonucu çalınması hangi fıkra kapsamında değerlendirilmelidir ve bu durumun cezai sonucu ile usuli farklılıkları (örn: önödeme) nelerdir?
İki suç arasındaki temel ayrım, manevi unsurda yatmaktadır. TCK m. 289/1, kasten işlenen bir suçtur. Failin, kendisine teslim edilen mal üzerinde 'teslim amacı dışında' bilerek ve isteyerek bir tasarrufta bulunması (satması, yok etmesi, başkasına vermesi vb.) gerekir. TCK m. 289/3 ise taksirli bir suçtur. Failin mal üzerinde tasarruf etme kastı yoktur; ancak 'dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması' nedeniyle malın kaybolmasına veya bozulmasına sebep olur. Yedieminin ihmali sonucu malın çalınması, TCK m. 289/3 kapsamında, yani taksirle muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu oluşturur. Çünkü failin malı çalınsın diye bir kastı olmamakla birlikte, gerekli güvenlik önlemlerini almayarak dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmiştir. Cezai sonuç ve usuli farklılıklar şunlardır: 1) Ceza: Kasten işlenen fıkra 1 için üç aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülmüşken, taksirli fıkra 3 için sadece adli para cezası öngörülmüştür. 2) Önödeme: Taksirle işlenen fıkra 3, sadece adli para cezasını gerektirdiği için önödeme kapsamındadır. Soruşturma aşamasında savcılık sanığa önödeme teklifinde bulunur, kabul edilip ödenirse kamu davası açılmaz. Kasten işlenen fıkra 1 ise önödeme kapsamında değildir (barandogan.av.tr - Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma Suçu).