Anayasa Mahkemesi'nin, gerekçesi açıklanmadan tefhim edilen hükümlere karşı istinaf süresinin tefhimden başlatılmasını (CMK m. 273/1) iptal etme gerekçeleri ile Filiz Kerestecioğlu Demir başvurusunda müdahalenin kanunilik unsurunu taşımadığı yönündeki tespiti arasında kavramsal bir ilişki kurulabilir mi? Her iki kararda da 'hukuki belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' ilkeleri nasıl bir rol oynamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94914

Evet, iki karar arasında 'hukuki belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' ilkeleri temelinde güçlü bir kavramsal ilişki kurulabilir. Her iki karar da devletin eylem ve işlemlerinin dayandığı hukuk kurallarının, bireylerin haklarını etkin bir şekilde kullanabilmelerine imkan verecek şekilde açık, anlaşılır ve öngörülebilir olması gerektiğini vurgulamaktadır. 1) 'Yedi Günlük İstinaf Süresi' kararında (E. 2022/144), gerekçesini bilmediği bir karara karşı kanun yolu süresinin başlatılması, birey için hakkını nasıl etkin kullanacağını öngörülemez hale getirmekte ve hukuki belirliliği zedelemektedir. Birey, hangi gerekçeye itiraz edeceğini bilmeden bir süreyle kısıtlanmaktadır. 2) Filiz Kerestecioğlu Demir kararında (B. No: 2019/9346), OHAL için çıkarılmış bir kanuna (2935 sayılı Kanun) ve bu kanuna dayalı Valilik kararına, OHAL bittikten sonra da dayanılması, kanunun zaman bakımından uygulanabilirliğini öngörülemez kılmaktadır. Birey, olağan dönemde hangi kanuni rejime tabi olduğunu bilememektedir. Her iki durumda da temel haklara (mahkemeye erişim hakkı ve toplantı hakkı) yapılan müdahalelerin dayandığı kuralların uygulanması, keyfiliğe yol açacak şekilde belirsiz ve öngörülemezdir. Bu da müdahalelerin Anayasa m. 13'teki 'kanunilik' şartını maddi anlamda karşılamamasına yol açmaktadır. Dolayısıyla, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik, kanunilik denetiminin temelini oluşturmaktadır.