Bir ceza davasında, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilebilmesi için gereken ispat standardı nedir? 'Hayatın olağan akışına aykırılık' argümanının, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi karşısındaki konumunu, ilgili metinlerdeki Yargıtay kararları ışığında eleştirel bir gözle değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94913

Bir ceza davasında sanık hakkında mahkumiyet kararı verilebilmesi için gereken ispat standardı, 'her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olması'dır. Bu standart, CMK m. 223/5'in temelini oluşturur ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin bir sonucudur. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak mahkumiyet kurulamaz. 'Hayatın olağan akışına aykırılık' argümanı, bu ilke karşısında sorunlu bir konumdadır. Bu argüman, genellikle delil boşluklarını doldurmak ve sanığın savunmasının akla yatkın olmadığını göstermek için kullanılır. Ancak, bir savunmanın hayatın olağan akışına aykırı olması, tek başına, suçun sanık tarafından işlendiğinin kesin bir kanıtı değildir. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin K. 2012/7297 sayılı kararında olduğu gibi, sanıkların savunmasının 'hayatın olağan akışına aykırı olduğu' gerekçesiyle mahkumiyet istenmesi, esasen bir ihtimale dayanarak karar verme riskini taşır ve şüphenin sanık aleyhine yorumlanması anlamına gelebilir. Bu durum, ispat yükünün sanığa kaydırılması tehlikesini barındırır. 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği, bir durumun olağan akışa aykırı olması, şüpheyi ortadan kaldıran pozitif bir delil olarak değil, en fazla diğer somut delilleri destekleyen bir yan unsur olarak değerlendirilebilir. Tek başına mahkumiyete gerekçe yapılması, ilkenin özüne aykırıdır (sen.av.tr - CMK m.223/2-e'ye ve m.223/5'e göre şüpheden sanik yararlanir ilkesi).