AİHM'in Yılmaz Aydemir/Türkiye kararında vurgulanan 'silahların eşitliği' ilkesi, ceza muhakemesinde, özellikle tutukluluğa itiraz süreçlerinde ne anlama gelmektedir? Savcılık mütalaasının sanığa veya müdafiine tebliğ edilmemesi bu ilkeyi neden ihlal eder?
'Silahların eşitliği' ilkesi, ceza muhakemesinde iddia (savcılık) ve savunma (sanık/müdafi) makamlarının, davayı etkileyebilecek argüman ve delilleri sunma konusunda makul ve eşit fırsatlara sahip olmasını ifade eder. Taraflardan birinin, diğerine göre usuli bir dezavantaja düşürülmemesini gerektirir. AİHM'in Yılmaz Aydemir/Türkiye kararında (Başvuru No. 61808/19) bu ilkenin önemi vurgulanmıştır. Tutukluluğa itiraz süreçlerinde, savcılığın mahkemeye yazılı bir mütalaa sunması ve bu mütalaanın içeriğinin sanık veya müdafiinden gizlenmesi, silahların eşitliği ilkesini doğrudan ihlal eder. Çünkü bu durumda savunma makamı, iddia makamının mahkemeyi etkilemeye yönelik argümanlarından habersiz kalır, bu argümanları çürütme ve karşı tez sunma fırsatından mahrum bırakılır. Savunma, bilmediği bir iddiaya karşı kendini savunamaz. Bu durum, yargılamanın çelişmeli olma niteliğini de ortadan kaldırır. Karar merciinin (mahkemenin), kararını oluştururken sadece bir tarafın görüşünü gizlice alması, diğer tarafı dinlememesi, yargılamanın adilliğine temelden zarar verir (Yılmaz Aydemir/Türkiye Kararı, § 38).