Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen mirasın reddi (reddi miras) kurumunda 'mirasın hükmen reddi' (TMK m. 605/2) ile 'mirasın gerçek reddi' (TMK m. 605/1) arasındaki temel farklar nelerdir? Mirasın hükmen reddi iddiası, tereke alacaklıları tarafından açılan bir davada itiraz olarak ileri sürülebilir mi? Bu durumda mahkemenin izleyeceği usul nedir?
Mirasın hükmen reddi ile gerçek reddi arasındaki temel farklar şunlardır: 1) İrade Beyanı: Gerçek rette, mirasçının sulh hukuk mahkemesine yönelik açık, sözlü veya yazılı bir ret beyanı gerekirken; hükmen rette böyle bir irade beyanı aranmaz. Kanun, bir karine olarak mirası reddedilmiş sayar. 2) Süre: Gerçek ret, mirasçının ölümü öğrendiği tarihten itibaren 3 aylık hak düşürücü süreye tabidir (TMK m. 606). Hükmen rette ise herhangi bir süre yoktur, her zaman ileri sürülebilir. 3) Şartları: Gerçek ret için mirasçının iradesi yeterliyken, hükmen reddin şartı, miras bırakanın 'ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş' olmasıdır. 4) Görevli Mahkeme: Gerçek ret beyanı Sulh Hukuk Mahkemesi'ne yapılırken, hükmen reddin tespiti davası Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılır. Mirasın hükmen reddi iddiası, tereke alacaklıları tarafından açılan bir davada bir savunma ve itiraz olarak ileri sürülebilir. Bu durumda, davaya bakan mahkeme bu itirazı bir 'hadise' (ön sorun) olarak inceleyebilir ve mirasçılara iddialarını (terekenin borca batık olduğunu) ispat etmeleri için uygun bir süre verebilir veya bu konuda bir tespit davası açıp ilam getirmelerini isteyebilir (kadimhukuk.com.tr - Reddi Miras).