Terk suçu (TCK m. 97), neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hallerinde (mağdurun yaralanması veya ölmesi) kasten öldürme veya kasten yaralama suçlarından nasıl ayırt edilir? Sanığın, yeni doğan bebeğini bir poşete koyup çöp konteynerine atması ve bebeğin sonradan ölü bulunması durumunda, Yargıtay içtihatları ışığında sanığın kastı nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94899

Terk suçunun (TCK m. 97) neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali ile kasten öldürme/yaralama suçları arasındaki temel ayrım, failin kastının neye yönelik olduğudur. Terk suçunda failin asıl amacı, koruma ve gözetim altındaki kişiyi 'kendi haline terk etmek'tir; ortaya çıkan ağır netice (yaralanma/ölüm) ise failin en azından taksirle hareket etmesi sonucu meydana gelir. Eğer failin kastı doğrudan mağduru öldürmeye veya yaralamaya yönelikse, terk suçundan değil, TCK m. 81 (kasten öldürme) veya TCK m. 86 (kasten yaralama) hükümlerinden sorumluluk doğar. Yargıtay içtihatları, sanığın yeni doğan bebeğini bir poşete koyup çöp konteynerine atması gibi bir eylemde, failin kastının salt 'terk etmek' değil, ölüm neticesini öngörüp kabullendiği, dolayısıyla 'olası kastla öldürme' olduğunu kabul etmektedir. Örneğin Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin K. 2014/4460 sayılı kararında bu tür bir eylemde TCK m. 97'nin uygulama yerinin bulunmadığı, eylemin aktif bir hareket olan 'çöpe atmak' suretiyle işlendiği ve sanığın olası öldürme kastıyla hareket ettiği belirtilmiştir. Bu durumda sanık, TCK m. 82 (nitelikli öldürme) veya TCK m. 83 (ihmal suretiyle öldürme) hükümlerine göre değil, TCK m. 81 kapsamında olası kastla öldürme suçundan sorumlu tutulmalıdır (barandogan.av.tr - Terk Suçu).