CMK m. 223/2-e'de düzenlenen 'yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması' nedeniyle verilen beraat kararı ile 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi arasındaki ilişkiyi açıklayınız. Yargıtay'ın, sadece katılanın soyut beyanlarına veya taraflı tanık ifadelerine dayanarak mahkumiyet kararı kurulmasını bu ilke çerçevesinde nasıl değerlendirdiğini ilgili metinlere atıfla izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94895

CMK m. 223/2-e'de düzenlenen beraat kararı, 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesinin pozitif hukuktaki en temel yansımasıdır. Bu ilke, bir suçun sanık tarafından işlendiğinin her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut delillerle ispatlanamaması durumunda, mevcut şüphenin sanık lehine yorumlanarak beraat kararı verilmesini gerektirir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/16414 E. sayılı kararında bu ilke net bir şekilde vurgulanmıştır. Kararda, olayın tek tanığının katılanın oğlu olması nedeniyle tarafsız sayılamayacağı ve ifadelerinin çelişkili olduğu, sanığın ise suçu sürekli inkar ettiği bir durumda, sadece bu beyanlara dayanılarak mahkumiyet kurulamayacağı belirtilmiştir. Bu durum, Yargıtay'ın, ceza mahkumiyetinin bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiğini; tek başına katılanın soyut iddialarının veya tarafsızlığı şüpheli tanık beyanlarının bu ispat standardını karşılamadığını ve bu gibi durumlarda 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği CMK m. 223/2-e uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiğini kabul ettiğini göstermektedir (sen.av.tr - CMK m.223/2-e'ye ve m.223/5'e göre şüpheden sanik yararlanir ilkesi).