Süleyman Arslan başvurusunda (B. No: 2020/38851) Anayasa Mahkemesi, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle atama yapmama işlemine karşı açılan davada verilen mahkeme kararını hangi temel gerekçeyle Anayasa'ya aykırı bulmuştur? Bu karar, idari işlemlerin yargısal denetiminde 'gerekçeli karar hakkı'nın kapsamını nasıl şekillendirmektedir?
Anayasa Mahkemesi, Süleyman Arslan başvurusunda, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle atama yapmama işlemine karşı açılan davada verilen İdare Mahkemesi kararını, 'gerekçeli karar hakkı'nın (Anayasa m. 36) ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa'ya aykırı bulmuştur. İhlalin temel nedeni, mahkeme kararının, güvenlik soruşturmasının *neden* olumsuz sonuçlandığını ve elde edilen istihbari bilginin (terör örgütleri adına kurye/işbirlikçilik faaliyeti) somut olarak ne olduğunu, bu bilginin güvenilirliğini ve başvurucunun yapacağı görevi nasıl olumsuz etkilediğini açıklamadan, sadece idarenin beyanlarını ve 'istihbari nitelikli bilgi' notunu tekrarlayarak hüküm kurmasıdır. Mahkeme, bu tür bir gerekçenin, başvurucunun aleyhindeki delillerin aksini ispat etme imkanını ortadan kaldırdığını ve keyfiliğe yol açtığını belirtmiştir. Bu karar, idari işlemlerin yargısal denetiminde gerekçeli karar hakkının, sadece şekli bir gerekçenin varlığını değil, aynı zamanda idari işlemin dayanağı olan olguların somutlaştırılmasını, delillerin değerlendirilmesini ve varılan sonuçla olgular arasındaki mantıksal bağın kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta kurulmasını gerektirdiğini ortaya koymuştur (Süleyman Arslan Başvurusu, § 36, 37, 39).