AİHM'in Yılmaz Aydemir/Türkiye kararında, bir kişinin mahkumiyet kararıyla birlikte tutuklanmasına yaptığı itirazın incelenmesi sürecinde, savcılık mütalaasının kendisine tebliğ edilmemesi hangi hakkın ihlali olarak kabul edilmiştir? Mahkumiyet sonrası tutuklulukta Sözleşme'nin 5/4. maddesindeki güvencelerin uygulanabilirliğini tartışınız.
AİHM'in Yılmaz Aydemir/Türkiye kararında (Başvuru No. 61808/19), mahkumiyet kararıyla birlikte tutuklanan başvurucunun, bu tutukluluğa itirazının incelendiği merciin, savcılıktan aldığı yazılı mütalaayı başvurucuya tebliğ etmemesi, Sözleşme'nin 5/4. maddesinde güvence altına alınan 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin ihlali olarak kabul edilmiştir (§ 45-46). Mahkeme, normalde 5/1(a) kapsamındaki mahkumiyete dayalı tutuklulukta 5/4. maddenin devreye girmediğini belirtmekle birlikte, eğer iç hukuk (Türk hukukunda CMK m. 267 vd.) bu tür kararlara karşı bir itiraz yolu öngörüyorsa, bu sürecin de 5/4. maddedeki güvencelere uyması gerektiğini vurgulamıştır (§ 36). Hükümetin, mütalaanın yeni bir bilgi içermediği ve başvurucunun zarar görmediği yönündeki savunmasını reddeden AİHM, bir görüşün itirazı hak edip etmediğini değerlendirmenin tutuklunun veya avukatının görevi olduğunu ve itiraz merciinin kararında mütalaaya açıkça atıfta bulunmasının, mütalaanın potansiyel etkisini gösterdiğini belirtmiştir. Dolayısıyla, iç hukukta bir hak tanındığında, bu hakkın kullanılmasındaki usuli güvenceler mahkumiyet sonrası dönemde de geçerliliğini korumaktadır (Yılmaz Aydemir/Türkiye Kararı, § 41-42).