Anayasa Mahkemesi'nin Filiz Kerestecioğlu Demir başvurusunda, OHAL döneminde çıkarılan bir Valilik yasaklama kararının OHAL sona erdikten sonraki bir toplantıya dayanak yapılması nasıl değerlendirilmiştir? Bu durum, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yapılan müdahalenin hangi unsuru açısından sorun teşkil etmiştir?
Anayasa Mahkemesi, Filiz Kerestecioğlu Demir başvurusunda (B. No: 2019/9346), OHAL döneminde 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'na dayanılarak çıkarılan bir Valilik yasaklama kararının, OHAL sona erdikten sonra gerçekleştirilen bir toplantıya müdahalenin hukuki dayanağı olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Mahkeme, 2935 sayılı Kanun'un ve öngördüğü tedbirlerin yalnızca OHAL'in devam ettiği süre ve yerlerde uygulanabileceğini vurgulamıştır. Müdahale tarihinde (3/9/2018) OHAL mevcut olmadığından, müdahale bir OHAL tedbiri olarak değerlendirilemez. Bu durum, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen ve temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahaleler için aranan 'kanunilik' unsurunu ortadan kaldırmaktadır. Müdahalenin yasal bir dayanağı olmadığı için, Mahkeme müdahalenin diğer güvence ölçütlerine (meşru amaç, ölçülülük) uygun olup olmadığını ayrıca değerlendirmeye gerek görmemiş ve Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Filiz Kerestecioğlu Demir Başvurusu, § 47, 52, 53).