Yargıtay içtihatlarında, 'durdurma' (PVSK m.4/A) ve 'kaba üst araması/yoklama' (Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m.27/a) ile 'arama' (CMK m.119) arasındaki temel farklar nelerdir? Kolluk görevlilerinin bir kişiyi veya aracı durdurması ve yoklama yapması için hangi düzeyde bir şüphe aranır ve bu işlem ne zaman arama boyutuna ulaşır? (Örnek: Ceza Genel Kurulu 2016/235 E., 2019/41 K.)
Yargıtay içtihatlarında 'durdurma' ve 'yoklama' ile 'arama' arasında önemli farklar gözetilir. 'Durdurma' (PVSK m.4/A), bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek, failleri yakalamak, kimlik tespit etmek veya mevcut/muhtemel tehlikeyi önlemek amacıyla polisin tecrübesine ve izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması halinde kişi ve araçları durdurma yetkisidir. 'Yoklama' veya 'kaba üst araması' (Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m.27/a), durdurulan kişi üzerinde giysilerinden herhangi birisi çıkarılmaksızın, yoklama biçiminde bir kontrol olup, silah veya tehlike oluşturan eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphe varsa yapılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/235 Esas, 2019/41 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, yakalanan kişi üzerinde yapılan kaba üst araması, CMK m.90/4 gereğince kişinin kaçmasını veya kendisine/başkalarına zarar vermesini önlemek amacıyla yapılan bir tedbirdir ve arama değildir, bu nedenle arama prosedürüne uyulmasına gerek yoktur. Ancak, bu yoklama 'arama' boyutuna ulaştığında (örneğin kişinin üzerindeki elbisenin tamamen çıkarılması, beden çukurlarının aranması veya dışarıdan görünmeyen bölümlerin açılması gibi), CMK m.119'da düzenlenen 'arama kararı' veya 'yazılı arama emri' gibi hukuki güvencelere ihtiyaç duyulur. Yani, şüphe üzerine yapılan basit yoklama, arama kapsamına girmezken, delil elde etme amaçlı ve daha derinlemesine yapılan her türlü işlem arama niteliği taşır ve hukuki bir karara dayanmalıdır.