Yargıtay kararlarında, TCK Madde 106'da tehdit suçunun manevi unsuru olan kastın belirlenmesinde 'öfke' veya 'kızgınlık' gibi duygusal durumların etkisi nasıl değerlendirilmektedir? Bu duygusal durumlar, tehdit kastını ortadan kaldırır mı yoksa sadece indirim nedeni olarak mı kabul edilebilir? (Örnek: Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/25200 E., 2022/22158 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94104

Yargıtay kararlarında, TCK Madde 106'daki tehdit suçunun manevi unsuru olan kastın belirlenmesinde 'öfke' veya 'kızgınlık' gibi duygusal durumlar genellikle tehdit kastını ortadan kaldıran bir unsur olarak kabul edilmez. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2020/25200 Esas, 2022/22158 Karar sayılı kararında bu husus açıkça belirtilmiştir: 'Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.' Yani, öfke veya kızgınlık, tehdit fiilinin objektif olarak korkutucu niteliğini ve failin bu eylemi 'korkutmak amacıyla' yapma genel kastını ortadan kaldırmaz. Bu duygusal haller, sadece belirli durumlarda (örneğin haksız tahrik gibi) cezada indirim nedeni olarak değerlendirilebilir. Tehdit suçunda özel bir tasarlama unsuru aranmadığından, anlık öfke ile dahi söylenen sözlerin objektif olarak elverişli ve yeterli olması halinde suçun oluştuğu kabul edilir.