CMK Madde 119'daki 'konut' kavramının yorumlanmasında Yargıtay'ın benimsediği yaklaşım nedir? Bir yerin 'konut' vasfında sayılabilmesi için aranan kriterler nelerdir ve bu kriterlerin metruk binalar gibi yerlerdeki arama işlemlerine etkisi nasıl olmaktadır? (Örnek: Ceza Genel Kurulu 2016/235 E., 2019/41 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94099

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 2016/235 Esas, 2019/41 Karar sayılı kararı, 'konut' kavramının yorumlanmasında önemli bir yaklaşım sergilemektedir. Bu karara göre, 'konut', kişilerin devamlı veya geçici olarak yerleşmek ve barınmak amacıyla oturdukları veya özel ve aile yaşamının geliştiği, maddi olarak belirlenmiş yerlerdir. YCGK, 'pencereleri ile kapıları bulunmayan, yarı yıkık vaziyette, tek katlı metruk bina' gibi yapıların bu tanıma uymadığını, yani konut vasfında sayılmadığını belirtmiştir. Bu tür yerlerde, kişilerin özel ve aile yaşamının gizliliğine ilişkin temel hak ve özgürlüklerin (Anayasa m.20, 21; AİHS m.8) ihlalinin söz konusu olamayacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla, metruk binalar gibi yerlerde kolluk görevlilerince gerçekleştirilen kontrollerin CMK'nın 116 ve devamı maddelerinde düzenlenen teknik anlamda bir 'adli arama' işlemi olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle adli arama kararı veya yazılı arama emri alınmasına gerek kalmayacağı sonucuna varılmıştır. Bu gibi yerler, 'umumi veya umuma açık yer' kapsamında değerlendirilerek önleme araması kararı uyarınca arama yapılabilir. Bu yaklaşım, 'konut dokunulmazlığı' gibi temel hakların kapsamının, hukukun özüne ve koruma amacına uygun bir şekilde, somut durumun özelliklerine göre belirlenmesi gerektiğini göstermektedir.