Yargıtay kararlarında (örneğin 2021/9784 E., 2021/12185 K.), Cumhuriyet Savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunduğu gerekçesiyle verilen yazılı arama izni olmasına rağmen, arama kararında gecikmesinde sakınca bulunan halin gerekçesinin belirtilmemesi ve/veya aramanın hafta içi mesai saatleri içerisinde yapılmış olması gibi durumlar, aramanın hukuka aykırı sayılmasına nasıl yol açmaktadır? Bu tür usuli eksikliklerin delillerin hukuki geçerliliği üzerindeki etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94098

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2021/9784 Esas, 2021/12185 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Cumhuriyet Savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunduğu gerekçesiyle verilen yazılı arama izni olmasına rağmen, arama kararında gecikmesinde sakınca bulunan halin gerekçesinin belirtilmemesi ve/veya aramanın hafta içi mesai saatleri içerisinde yapılmış olması nedeniyle savcılık tarafından verilemeyeceği gibi usuli eksiklikler, aramanın hukuka aykırı olmasına yol açmaktadır. Aynı dairenin 2017/5422 K. ve 2017/8075 K. sayılı kararlarında da benzer şekilde, arama kararında gecikmesinde sakınca halinin gerekçesinin belirtilmemesi veya aramanın mesai saatleri içinde yapılması gibi durumlarda savcılık izninin yeterli olmayacağı vurgulanmıştır. Bu tür usuli eksiklikler, Anayasa'nın 38/2. maddesi ve CMK'nın 206/2-a, 217/2 ve 230/1. maddeleri uyarınca elde edilen delillerin 'yasak delil' niteliğinde olmasına ve hükme esas alınamamasına neden olur. Yargıtay, delil elde etme sürecindeki kanunilik ve hukuka uygunluk ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalarak, usulüne uygun olmayan aramalarla elde edilen delillerin mahkûmiyet için kullanılamayacağını benimsemiştir. Bu, hukuk devleti ilkesinin ve bireyin temel hak ve özgürlüklerinin yargılamanın her aşamasında korunmasının bir gereğidir.